adnangurbuz @ gmail.com

PİRİNCİN İÇİNDEKİ BEYAZ TAŞLAR

Pirincin içerisindeki siyah taşlar zarar veremez insana, kolay  fark edilir, ve ayıklanırlar .

Fakat beyaz taşları ancak dişimiz kırıldığında, canımız yandığında fark edebiliriz. Gizlemişlerdir kendilerini.İşte hayatımızdaki dostlar ve arkadaşlar da   pirinç taşları gibidir.Bazısı varlığı ile hayatımızı besler , bazıları canımızı acıtır.Gerçek dost, bizi besleyendir.Varlığı çok  önemlidir  onun.O  sırtımızı dayadığımızda arkadaş , yolumuzu , yolluğumuzu paylaştığımızda  yoldaş, atamızı paylaştığımızda gardaş adını alır.Bize el uzatan değil, el uzatacak duruma düşmeyelim diye yanımızda durandır.Telefonun ucundan neyin var diyen değil, neredesin  diyendir.Omuzunu gözyaşlarımız ile ıslattığımız kişidir .Huzur verendir.Hesapsız hayatı paylaştığımız kişidir, kusurumuzu yüzümüze söyleyendir.Saate bakmaksızın kapımızı  çalabilendir.“Nereden çıktın bu vakitte” demediğimiz,  gözümüzün bile dilini bilebilen,  sormadan söylemeden,  bizi anlayandır.En mahrem sırlarımızı  verebildiğimiz en derin yaralarımızı açıp gösterebildiğimizdir.Sorgusuz sualsiz varlığı ile dinlenebildiğimizdir gerçek  dostlar.Alkışı, övgüyü gördüğümüzde değil yuhalandığımızda, itildiğimizde kolumuza girendir.Hatalarımızın sorgusuz kefili, günahlarımızın yegane şahididir .Bizi bizden iyi bilen, bize bizden çok güvenendir.Gözbebeklerimiz buğulandığında içimizde yaklaşan fırtınayı sezen,Ve ağladığımızda gözlerinden gözyaşların aktığı kişidir .Onları zamanla anlayabiliyoruz, tanıyabiliyoruz. Canımız yandıkça dişimiz kırıldıkça gerçek dostlarımızı seçebiliyoruz.Beyaz pirinç taşları gibi ilk bakışta göremiyoruz belki  canımızı yakacak olanları.Işığa bakıp da ayıramıyoruz gerçek dost ile sahteyi birbirinden.Ama yaşadıkça görüyoruz. Hayatımıza misafir  gibi gelip gidenler zamanla belli ediyorlar kendilerini.

İşte iyi günde yanımızda kalıp zor günde bulamadıklarımızdır hayatımızdaki beyaz pirinç taşları.Günümüz iletişim çağı, dünyamız  küçüldükçe küçülen  bir dünya. Teknolojik iletişimin çok gelişmiş olduğu bu dönem sanırım dostlukları da etkiledi.İnsanlar iletişim çağında iletişimden yoksun bir dönem geçiriyor.Dostluklar anlamını kaybediyor,  dostlar azalıyor, beyaz pirinç taşlarının sayısı artıyor.Mutsuzluklar artıyor, yüzlerdeki tebessümler kayboluyor.Giderek yalnızlaşıyoruz.Eskiden bom boş olan psikiyatri servislerinin önleri giderek kalabalıklaşıyor.

Gerçek dostluklar zor kurulur, gerçek dostlar  da zor kazanılır.Dostluk duygusu bir çok duygudan üstündür.Bu duyguya sahip insanlar şanslı insanlardır.Size bu duyguyu yansıtan insanlar varsa onlara sımsıkı sarılın ve hiç bırakmayınBir düşünür “ kendine verebileceğin en önemli hediye dosttur” demiş.Napolyon ise “ gerçek dostlar yıldızlara benzerler, karanlık çökünce ilk onlar gözükürler” demiş.Ne güzel de demiş.

İnsanlık tarihi boyunca dostluk adına bir çok şey söylenmiş, yazılmış, çizilmiş.Nice şiirler güfte olmuş, nota olup süzülmüş aşıkların dilinden.Bizler yaşayanlardan olalım.Güzel dostlardan olalım,Güzel dostlara sahip olalım.Güzel dostluklar yaşayalım

Herkese yaşanılası güzel dostluklar dileklerimle…

 

13  Nisan 2019

Adnan Gürbüz